MitAtlas · Türkçe Araştırma

Ülgen Kimdir? Altay Anlatılarında Yaratılış, Kamlık ve Erlik

Ülgen kimdir? Altay anlatılarında yaratılış, kamlık, Erlik ilişkisi, kaynaklar ve Ülgen tasvirlerini tarihî kayıtlar üzerinden inceleyin.

2026-09-178 dk okumaKaynaklı araştırma
Read in English →

Ülgen, günümüzde Türk mitolojisi hakkında hazırlanan popüler içeriklerde çoğu zaman “iyilik tanrısı”, “gök tanrısı”, “yaratıcı tanrı” ya da “Erlik’in karşıtı” gibi kısa tanımlarla karşımıza çıkar. Bu tanımlar bazı anlatılardaki özelliklere dayanabilir; ancak kaynaklara yakından bakıldığında tek ve değişmez bir karakter portresinden çok, farklı dönemlerde ve farklı Altay topluluklarında kaydedilmiş bir anlatılar bütünü görülür.

Üstelik Ülgen hakkındaki ayrıntılı bilgilerimizin önemli bir bölümü oldukça geç tarihlidir. Bugün elimizde bulunan zengin anlatı ve ritüel malzemesi özellikle 19. ve 20. yüzyıl Altay-Sayan etnografik kayıtlarında yoğunlaşır.

Bu nedenle Ülgen’i anlamaya çalışırken ilk sorumuz yalnızca “Ülgen kimdir?” değil, şu olmalıdır:

Hangi kaynakta, hangi dönemde ve hangi topluluğun Ülgen’inden söz ediyoruz?
Bu Yazıda
  1. Ülgen hakkında bilgilerimiz nereden geliyor?
  2. Erken kayıtlarla geç etnografik malzemeyi ayırmak
  3. “Altaylılar” tek bir topluluk değildir
  4. Yaratılış anlatılarında Ülgen
  5. Kamlık ve ritüel bağlamında Ülgen
  6. Ülgen ve Erlik: iyi ile kötünün savaşı mı?
  7. Ülgen erkek mi, kadın mı?
  8. Ülgen’in gerçek görünümünü biliyor muyuz?
  9. Ülgen hakkında güvenle ne söyleyebiliriz?
  10. Sonuç
  11. Kaynakça ve kaynak şeffaflığı

Ülgen hakkında bilgilerimiz nereden geliyor?

Ülgen araştırmasında kaynak tarihlerini bilmek özellikle önemlidir. Wilhelm Radloff’un 1866’da yayımladığı Altay sözlü anlatıları, 19. yüzyıldaki önemli erken derlemeler arasındadır. [S1]

Radloff’un kaydettiği yaratılış varyantı ile V. İ. Verbitskiy’nin 1893’te yayımladığı varyant aynı değildir. İki anlatıyı karşılaştıran modern çalışma, Radloff metninin başında Kuday adının kullanıldığını, anlatının devamında ise yaratıcı figürden Ülgen (Kuday) biçiminde de söz edildiğini belirtir. Verbitskiy’nin varyantı ise farklı bir olay örgüsüne sahiptir. [S6]

20. yüzyıl başında A. V. Anohin’in çalışmaları kaynak zincirini daha da genişletir. Kunstkamera’nın katalog kaydına göre Anohin’in 1924’te yayımlanan eseri, 1910–1912 yıllarında Altay’da gerçekleştirilen saha araştırmalarında toplanan kamlık ve inanç malzemesine dayanır. [S4]

Dolayısıyla Ülgen hakkındaki bugünkü bilgilerimiz tek bir eski kutsal metinden değil; sözlü anlatılar, saha derlemeleri, etnografik kayıtlar ve daha sonraki akademik karşılaştırmaların oluşturduğu uzun bir kaynak zincirinden gelir.

Erken kayıtlarla geç etnografik malzemeyi ayırmak

Ülgen konusunda yapılabilecek en önemli hatalardan biri, 19. veya 20. yüzyılda kaydedilmiş bir Altay anlatısını doğrudan çok daha eski Türk dünyasının değişmeden korunmuş inancı gibi okumaktır.

İncelediğimiz erken Türk yazılı kaynaklarında Ülgen adına doğrudan bir tanıklığı doğrulayamadık. Buna karşılık Ülgen’e ilişkin ayrıntılı anlatılar 19. yüzyıl Altay-Sayan kayıtlarında belirginleşir.

Erken bir yazılı tanıklığın bulunmaması, Ülgen’in o dönemde kesinlikle bilinmediğini kanıtlamaz. Yalnızca bugün elimizde bulunan doğrudan yazılı kanıtın sınırını gösterir.

Aynı şekilde geç tarihli bir anlatının varlığı da onun bütün ayrıntılarının bin yıl önce aynı biçimde bulunduğunu göstermez.

MitAtlas kaynak ilkesi:
Geç kayıt, otomatik olarak erken dönem kanıtı değildir.

Bu yöntem, Ülgen’i Tengri, Umay ve ıduk yer-sub gibi erken Türk yazılı kaynaklarında doğrudan karşılaşılan kavramlarla karşılaştırırken özellikle önem kazanır.

“Altaylılar” tek bir topluluk değildir

Ülgen anlatılarındaki çeşitliliği anlamanın bir başka anahtarı, “Altaylılar” ifadesinin tek ve homojen bir toplumu ifade etmediğini bilmektir.

Türk Dünyası Ansiklopedisi; Tubalar, Çalkandular ve Kumandinleri Kuzey Altay; Altay-Kiji, Telengit, Teles ve Teleütleri ise Güney Altay toplulukları arasında değerlendirir. [S7]

Bu grupların tarihî yaşam alanları, dilleri, komşuluk ilişkileri ve etnografik kayıtları birbirinden tamamen kopuk değildir; ancak birbirinin aynısı da değildir. Dolayısıyla bir Teleüt kaydındaki Ülgen tasvirini otomatik olarak Çalkanlara, Tubalara veya Altay-Kijilere uygulamak doğru olmaz.

Benzer adların farklı topluluklarda görülmesi, bütün anlatıların tek bir değişmez “Altay panteonunun” kopyaları olduğu anlamına gelmez.

Yaratılış anlatılarında Ülgen

Ülgen’in en bilinen yönlerinden biri yaratılışla ilişkisidir. Ancak burada da tek bir standart anlatı yoktur.

Radloff’un derlediği yaratılış metninde başlangıçta Kuday ve Kişi bulunur. Anlatının devamında yaratıcı figür için Ülgen (Kuday) kullanımı görülür. Bu varyant karaların oluşumuyla bağlantılı suya dalma ve dipten toprak getirme motifini içerir. [S6]

Verbitskiy tarafından 1893’te kaydedilen başka bir Altay yaratılış varyantı ise farklı bir yapı gösterir. Karşılaştırmalı çalışma bu metnin Radloff varyantındaki dalgıç motifini taşımadığını özellikle belirtir. [S6]

Bu nedenle en güvenli sonuç, tek bir “Ülgen yaratılış hikâyesi” yerine, Ülgen’in farklı roller üstlendiği birden fazla yaratılış varyantının bulunduğudur.

Kamlık ve ritüel bağlamında Ülgen

Ülgen yalnız kozmogoni anlatılarında değil, Altay kamlığı ve ritüel kayıtlarında da karşımıza çıkar.

Anohin’in 1924 tarihli çalışması, 1910–1912 Altay saha araştırmalarında toplanmış malzemeyi yayımlar. Eserde tanrısal varlıklar, kurbanlar ve kam ayini metinleri gibi başlıklar yer alır. [S4]

Fakat bütün Altay toplulukları için geçerli tek bir ritüel şeması kurmak doğru değildir. Ülgen’e ilişkin uygulamalar, kamlık gelenekleri ve yerel anlatılar topluluğa ve döneme göre değişebilir.

Bu nedenle bugün internette karşılaşılan “Ülgen ritüeli tam olarak şöyle yapılırdı” türündeki tek tip anlatılar ihtiyatla değerlendirilmelidir.

Ülgen ve Erlik: iyi ile kötünün savaşı mı?

Ülgen ve Erlik ilişkisi popüler anlatılarda çoğunlukla çok basit bir şemayla açıklanır: Ülgen iyi, Erlik kötü.

Kaynakların ve modern karşılaştırmalı araştırmaların çizdiği tablo ise bundan daha karmaşıktır. Ülgen bazı anlatılarda göksel ve iyicil özelliklerle, Erlik ise yeraltı ve ölüm bağlamlarıyla ilişkilendirilir; ancak ilişki her zaman iki bağımsız mutlak gücün savaşı biçiminde değildir.

2021 tarihli modern bir araştırma, Ülgen ile Erlik arasındaki karşıtlığın salt mutlak iyi ile mutlak kötünün mücadelesi şeklinde okunamayacağını; farklı yaratılış varyantlarında çatışma ve işbirliğinin birlikte işleyebildiğini savunur. [S9]

Burada önemli olan, bu görüşün modern akademik bir yorum olduğunu unutmamaktır. Bütün Altay topluluklarının değişmez öğretisi olarak sunulmamalıdır.

Ülgen erkek mi, kadın mı?

Ülgen’in fiziksel görünümü ve cinsiyet tasavvuru da kaynakları tek kalıba sokmanın ne kadar problemli olabileceğini gösterir.

Bazı Altay kayıtlarında Ülgen erkek biçiminde tasavvur edilir. Buna karşılık modern bir akademik çalışmada, önceki literatüre dayanılarak Güney Altay Teleütlerinin Ülgen’i dişi bir tanrısal varlık olarak nitelendirdiği aktarılır. [S8]

Bu bilgi doğrudan bizim açtığımız 19. yüzyıl Teleüt saha metninden değil, daha sonraki akademik literatürün aktarımından geldiği için özellikle sınırlı ifade edilmelidir.

Dolayısıyla “Ülgen aslında kadındı” veya “Ülgen kesinlikle erkekti” biçimindeki sonuçlar kaynakların sunduğu çeşitliliği gereğinden fazla basitleştirir.

Ülgen’in gerçek görünümünü biliyor muyuz?

Kaynaklarda Ülgen’in görünümüne ilişkin bazı betimlemeler bulunabilir. Fakat bu ayrıntıları bir araya getirip tek ve kesin bir tarihî portre üretmek mümkün değildir.

Bir kaynakta geçen sakal, yaş, kıyafet veya insan biçimi gibi bir özellik başka bir anlatının değişmez özelliği değildir. Bu nedenle beyaz sakallı veya sabit ikonografik Ülgen portreleri, kaynakların sunduğu tek ve kesin tarihî görünüm gibi değerlendirilmemelidir.

MitAtlas için hazırlanan Ülgen figürleri de tarihî rekonstrüksiyon iddiası taşımaz. Bunlar kaynaklardaki anlatılardan hareketle hazırlanmış çağdaş temsili yorumlardır.

Görseldeki figürler tarihî portre değil; kaynaklardaki anlatılardan esinlenen çağdaş temsili yorumlardır.

Ülgen hakkında güvenle ne söyleyebiliriz?

  • Ülgen özellikle Altay-Sayan sahasının 19. ve 20. yüzyıl etnografik, folklorik ve kamlık kayıtlarında önemli bir figürdür.
  • Bazı yaratılış varyantlarında yaratıcı veya yaratılış sürecinin önemli aktörlerinden biri olarak görülür.
  • Kamlık ve ritüel bağlamında Ülgen’e ilişkin kayıtlar vardır.
  • Ülgen anlatıları bütün Altay topluluklarında aynı değildir.
  • Ülgen–Erlik ilişkisi yalnızca basit bir iyi–kötü ikiliği şeklinde okunamayacak kadar çeşitlidir.
  • Ülgen’in cinsiyeti ve fiziksel görünümü için bütün kaynaklara uygulanabilecek tek bir tarihî model yoktur.

Aynı derecede önemli olan, kaynakların bize neyi söylemeye yetmediğini bilmektir. Elimizdeki geç etnografik anlatılardan hareketle bütün erken Türk topluluklarının aynı Ülgen inancına sahip olduğunu, bütün Altay toplumlarının aynı ritüelleri uyguladığını veya Ülgen’in kesin tarihî görünümünü bildiğimizi söyleyemeyiz.

Sonuç: Ülgen’i tek bir kalıba sığdırmamak

Ülgen’in araştırılması, mitoloji çalışmalarında kaynak eleştirisinin neden gerekli olduğunu gösteren iyi örneklerden biridir.

Aynı isim farklı topluluklarda karşımıza çıkabilir. Benzer yaratılış motifleri farklı anlatılarda bulunabilir. Aynı figür bazı kayıtlarda erkek, başka bir aktarımda kadın biçiminde tasavvur edilebilir. Ülgen ve Erlik bir metinde karşı karşıya gelirken, başka bir yaratılış varyantında farklı roller üstlenebilir.

Bu çeşitlilik bir hata veya “mitolojideki tutarsızlık” değildir. Sözlü geleneklerin, yerel toplulukların ve tarihsel süreçlerin doğal sonucudur.

Dolayısıyla Ülgen’i anlamak için en verimli soru yalnızca “Ülgen kimdir?” değildir:

Hangi Ülgen? Hangi kaynakta, hangi dönemde ve hangi topluluk bağlamında?

MitAtlas’ın amacı da tam olarak bu ayrımları görünür kılmak: efsaneyi küçültmeden, fakat kaynağın söylemediği şeyi de ona söyletmeden.

İlgili MitAtlas Yazıları

Kaynakça ve kaynak şeffaflığı

Aşağıdaki kaynaklar aynı statüde değildir. Bir kısmı tarihî/etnografik kaynak, bir kısmı bibliyografik kayıt, bir kısmı ise modern karşılaştırmalı araştırmadır. MitAtlas’ta bu ayrımı görünür tutuyoruz.

  1. Wilhelm Radloff (1866). Proben der Volkslitteratur der türkischen Stämme Süd-Sibiriens. Tarihî derleme; dijital nüsha kontrol edildi. Dijital nüsha
  2. V. İ. Verbitskiy (1893). Altayskie inorodtsy. Tarihî etnografik kaynak; dijital tarama mevcut. Dijital nüsha
  3. G. N. Potanin (1883). Ocherki Severo-Zapadnoy Mongolii, IV. Bibliyografik kayıt ve ilgili anlatıların modern akademik aktarımı kontrol edildi. Google Books kaydı
  4. A. V. Anohin (1924). Materialy po shamanstvu u altaytsev. 1910–1912 Altay saha araştırmalarına dayanan tarihî etnografik çalışma. Kunstkamera kaydı
  5. L. P. Potapov (1991). Altayskiy shamanizm. Tarihsel-etnografik sentez. Rusya Millî Elektronik Kütüphanesi kaydı
  6. Radloff ve Verbitskiy yaratılış varyantlarını karşılaştıran modern çalışma (2023). Yaratılış metinlerinin adlandırma, olay örgüsü ve motif farklılıkları için kullanıldı. Makale PDF
  7. Türk Dünyası Ansiklopedisi — Altay Türkleri. Altay topluluklarının Kuzey/Güney sınıflandırması için kullanıldı. Ansiklopedi maddesi
  8. Teleütlerde Ülgen’in dişi biçimde nitelendirildiğini aktaran modern akademik çalışma. Bu bilgi doğrudan saha metninden değil, önceki literatüre dayanan ikincil akademik aktarım olarak kullanıldı. PDF
  9. Ülgen–Erlik ilişkisini inceleyen karşılaştırmalı çalışma (2021). İki figürün basit mutlak iyi–kötü ikiliğine indirgenemeyeceği yönündeki modern akademik yorum için kullanıldı. KCI kaydı
  10. Ülgen–Erlik karşıtlığı üzerine modern çalışma (2022). Kozmolojik karşıtlık ve bütünleyicilik tartışması için yardımcı kaynak. KCI kaydı

Kaynak notu: Bu yazı yeni bir epigrafik okuma veya bağımsız saha araştırması değildir. Tarihî derlemeler, erişilebilen dijital nüshalar, bibliyografik kayıtlar ve modern akademik çalışmalar karşılaştırılarak hazırlanmıştır. Bir kaynakta geç tarihli bir anlatının bulunması, aynı anlatının daha eski dönemlerde değişmeden mevcut olduğunu tek başına kanıtlamaz.