MitAtlas · Türk Mitolojisi

Ötüken Nedir? Eski Türklerde Kutsal Yurt ve Kağanlık Merkezi

Ötüken nedir? Orhon ve Uygur yazıtları, Çin kaynakları ve Orhon Vadisi arkeolojisiyle kutsal yurt, siyasî merkez ve tarihî coğrafyayı inceleyin.

3 Ekim 202621 dk okumaKaynaklı araştırma
English edition →

Ötüken denildiğinde bugün çoğu kişinin zihninde “Türklerin kutsal dağı” canlanır. Bu tanım bütünüyle temelsiz değildir; fakat erken Türkçe yazıtları, Çin hanedan tarihlerini, Uygur kağanlık yazıtlarını ve Orhon Vadisi arkeolojisini birlikte okuduğumuzda karşımıza tek bir dağdan çok daha karmaşık bir coğrafya çıkar.

VIII. yüzyıl yazıtlarında Ötüken, kağanın oturması gereken merkez, “il tutulacak yer”, kutsal bir coğrafya ve uzak bölgelere giden kervanlarla bağlantılı stratejik bir merkez olarak görünür. Uygur döneminin Taryat ve Şine Usu yazıtları ise Ötüken’in “ortası”, “kuzeyi” ve “batı ucu” gibi ifadeler kullanır; burada kağan örginleri kurulur, yazlanır ve kışlanır. Çin kaynaklarında aynı coğrafya farklı transkripsiyonlarla kağan otağı, ritüel alanları ve siyasî sınırlar bağlamında kaydedilir. S1; S2; S3; S4

Bu nedenle asıl soru yalnızca “Ötüken nerede?” değildir.

Ötüken tarihî kaynaklarda ne tür bir yerdi; tek bir dağ mı, geniş bir bölge mi, kutsal bir yurt mu, siyasî merkez mi?

MitAtlas bu soruyu tek bir modern tanım seçerek değil, kaynakları dönem dönem ayırarak cevaplayacak.


Kısaca: Ötüken nedir?

Ötüken, erken Türk ve Uygur kaynaklarında merkezî öneme sahip geniş bir tarihî coğrafyadır. Orhon yazıtlarında kağanın burada oturması devletin güvenliği ve devamlılığıyla ilişkilendirilir; bir pasajda açıkça “il tutulacak yer” olarak nitelenir, başka bir yerde ise “kutsal Ötüken yış” ifadesi kullanılır. S1

Uygur Kağanlığı’nın Taryat ve Şine Usu yazıtlarında Ötüken’in ortası, kuzeyi ve batı ucu gibi alt bölgelerden söz edilmesi, onu yalnız tek bir zirve olarak anlamayı zorlaştırır. S2; S3

Bu araştırmada birincil metinler, Çin kayıtları ve modern tarihî coğrafya çalışmaları birlikte değerlendirildiğinde en güvenli üst ölçek, Orta Moğolistan’daki Hangay–Orhon–Tamir sistemi olarak görünmektedir. Bununla birlikte Ötüken’in çekirdeğinin Otgon Tenger çevresinde mi, Orhon Vadisi’nin batı kenarlarında mı, yoksa daha geniş Hangay sisteminde mi aranması gerektiği hâlâ tartışmalıdır. S5; S6

Dolayısıyla:

Ötüken’i tek bir modern dağ, şehir veya nokta ile kesin biçimde eşitlemek mevcut kanıtların izin verdiğinden daha iddialıdır.


1. Ötüken en eski Türkçe kaynaklarda nasıl geçiyor?

Ötüken’in önemini anlamak için önce modern haritalara değil, eski Türkçe yazıtlara bakmak gerekir.

Tonyukuk: Ötüken’e yönelmek

Tonyukuk Yazıtı’nda Ötüken, yeniden kurulan Türk siyasî merkezinin yöneldiği coğrafya olarak görünür. T15 çevresinde Tonyukuk:

... ötükän yïšγaru uduztum ...

ifadesiyle hareketin Ötüken yışa doğru yöneldiğini anlatır. Birkaç satır sonra Türk kağanı ve Türk halkının Ötüken’e getirildiği, buraya yerleşildiği haberinin duyulması üzerine farklı yönlerden toplulukların geldiği aktarılır. S1

Burada Ötüken henüz soyut bir kutsallık sembolü değildir. İnsanların ve siyasî gücün fiilen toplandığı bir merkez olarak anlatılır.

Kül Tigin ve Bilge Kağan: “İl tutulacak yer”

Kül Tigin Yazıtı’nın güney yüzündeki en önemli Ötüken pasajlarından biri şöyledir:

KT G3–4

Türk qaγan ötükän yïš olursar eltä buŋ yoq ... ötükän yïšda yeg idi yoq ärmiš; el tutsïq yer ötükän yïš ärmiš ...

Çeviri ayrıntıları edisyona göre değişebilir. Fakat cümlenin ana fikri açıktır: Türk kağanının Ötüken’de oturması ile ülkedeki sıkıntısızlık arasında ilişki kurulur; ardından Ötüken’in “il tutulacak yer” olduğu söylenir. S1

Bu, Ötüken’in eski Türk siyasî düşüncesindeki konumunu gösteren en doğrudan metinsel kanıtlardan biridir.

Önemli olan, bu ifadeyi daha sonra kurulmuş bir teorinin içine zorla sokmamaktır. Yazıt bize doğrudan şunu söyler: Ötüken, kağanın merkezde kalması ve ili sürdürmesi açısından ayrıcalıklı bir yerdir.

Neden ayrıcalıklı olduğu ise coğrafya, siyaset, ekonomi ve kutsallık birlikte ele alındığında daha iyi anlaşılır.

TARİHÎ KAYNAK Müze salonunda sergilenen Kül Tigin Yazıtı’nın dikey görünümü.
Kül Tigin Yazıtı’nın müzedeki görünümü. Fotoğraf: Vezirtonyukuk / Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0. Görsel, yazıtın modern sergileme durumunu gösterir.

Aynı kaynaklarda yalnız “Ötüken yış” mı var?

Hayır. Bu ayrım önemlidir.

Erken Türk ve Uygur metinlerinde Ötüken yalnızca yış ile kurulmuş bir tamlama halinde görünmez. Tonyukuk’ta Ötüken yer, Taryat’ta Ötüken eli gibi kullanımlar da vardır. S1; S2

Bu farklı kullanımların hepsini eş anlamlı saymak doğru olmaz. Fakat birlikte değerlendirildiklerinde Ötüken’in tek bir ağaçlık parçasından veya tek bir zirveden daha geniş bir coğrafya adı olabileceğini desteklerler.

Özellikle el sözcüğü siyasî-toplumsal ülke/realm alanına girerken, yer daha genel coğrafi mekânı gösterebilir; yış ise ayrıca tartışılması gereken peyzaj terimidir. Bu nedenle “Ötüken = yış = orman = tek yer” şeklinde bir zincir kurmak yerine her kullanım kendi cümlesi içinde değerlendirilecektir.


2. “İl tutulacak yer”: Ötüken neden siyasî merkezdi?

Ötüken’in önemini yalnız dinî bir kutsallıkla açıklamak yazıtların verdiği tabloyu daraltır.

Kül Tigin Yazıtı, Bilge Kağan’ın geniş bir coğrafyada seferler yaptığını anlattıktan sonra Ötüken’den daha iyi bir yer olmadığını ve ilin burada tutulacağını söyler. Aynı anlatı Çin’le ilişkinin niteliğini de tartışır: Çin’in “tatlı sözü” ve “yumuşak ipeği” uzak toplulukları kendine çekebilir; merkezin terk edilmesi ise siyasî felakete yol açabilir. S1

Bir başka önemli pasajda Ötüken’de oturmak ile arkış tirkiş göndermek aynı bağlamda yer alır. Talat Tekin’in çeviri hattında bu ikileme “kervanlar” çevresinde karşılanır; söz varlığı çalışmalarında da arkış tirkiş kervan/kafile hareketi olarak açıklanır. S1

Buradan “Ötüken uluslararası ticaret başkentiydi” gibi çağdaş ve fazla belirli bir kavram üretmek doğru olmaz. Metnin doğrudan gösterdiği şey daha sınırlıdır: merkezde oturmak ile dışarıya kafile/kervan gönderebilmek aynı güvenlik ve yönetim stratejisinin parçalarıdır. Bunun ekonomik, diplomatik ve lojistik boyutları bulunabilir; fakat tek kelimeyle yalnız “ticaret”e indirgenmemelidir.

Ötüken:

  • bozkırın farklı yönlerine erişimi olan,
  • Çin sınırına gereğinden fazla yaklaşmadan ilişkileri sürdürebilen,
  • insan ve hayvan hareketliliğini destekleyen,
  • kervan/ulaşım ağlarına bağlanan,
  • siyasî çekirdeği koruyan

bir merkezî coğrafya olarak düşünülebilir.

Orhon Vadisi ve Hangay sistemi de ekolojik açıdan bunu mümkün kılan bir ortam sunar: su, otlak, vadiler ve mevsimsel hareket için uygun geniş alanlar. Modern UNESCO değerlendirmesi, Orhon Vadisi’nin yüzyıllar boyunca siyasî, ticari, kültürel ve dinî faaliyetlerin merkezi olduğunu vurgular. S16

Bu modern değerlendirme, VIII. yüzyıl yazıtının doğrudan çevirisi değildir. Fakat yazıtın neden Ötüken’de kalmayı ısrarla tavsiye ettiğini anlamamız için önemli bir coğrafi çerçeve sağlar.


MİTATLAS · EDİTORYAL TASVİR Nehir geçidi, yollar, otlaklar ve küçük mevsimlik bir konaklama alanının uzaktan görüldüğü editoryal bozkır tasviri.
Ötüken’in siyasî merkezliğini tek bir şehirden çok suya, otlağa ve hareket hatlarına bağlı bir coğrafya olarak düşünmeye yardımcı olan MitAtlas editoryal tasviri. Tarihî bir sahnenin birebir rekonstrüksiyonu değildir.

3. Ötüken neden kutsaldı?

Ötüken’in kutsallığını göstermek için modern “Tengricilik” anlatılarına ihtiyacımız yoktur. Erken Türkçe metnin kendisinde doğrudan bir kanıt vardır.

Kül Tigin Yazıtı’nın doğu yüzünde:

KT D23

ïduq ötükän yïš ...

yani “kutsal Ötüken yış” ifadesi bulunur. S1

Buradaki ïduq “kutsal, mukaddes” alanını açık biçimde taşır. Bu nedenle Ötüken’in kutsallığı sonradan icat edilmiş bir yorum değildir.

Fakat “kutsal” kelimesini de gereğinden fazla büyütmemeliyiz.

Bu ifade tek başına:

  • Ötüken’in bir tanrı olduğunu,
  • Ötüken’de tek bir tapınak bulunduğunu,
  • bütün Türk topluluklarının aynı ritüeli uyguladığını,
  • Ötüken’in Moğolca Etügen adlı Yer Ana figürüyle kesin biçimde aynı olduğunu

kanıtlamaz.

Bu metinler birlikte düşünüldüğünde Ötüken’in kutsallığını kutsal bir merkezî coğrafya çerçevesinde açıklamak mümkündür; bu, birincil metindeki tek sözlük tanımı değil, kanıta dayalı bir sentezdir. Aynı tarihî dünyada kutsal Yer-Su, Tengri, kağanlık ve belirli yurt/coğrafya kavramlarının bir arada bulunması bu yorumu güçlendirir; fakat bunların tümünü tek ve sistematik bir teolojiye dönüştürmek için daha fazla kanıt gerekir.


4. Çin kaynaklarında Dujin: kağanın otağı, atalar ve gök ritüeli

Türkçe yazıtların yanında Çin hanedan tarihleri Ötüken hakkında farklı türden bilgiler verir.

Bu kaynaklarda adın yazımı dönemlere göre değişir. Erken kayıtlarda Dujin biçimine yaklaştırılan 都斤 / 於都斤 gibi yazımlar görülür; Tang döneminde ise 鬱督軍, 烏德鞬 ve benzeri transkripsiyonlar ortaya çıkar. S4; S5

Bunların hepsini “Çincede Ötüken’in tek adı budur” diye sadeleştirmek doğru değildir.

Kağanın Dujin’de oturması

Zhou Shu’nun Türk biyografisinde:

可汗恒處於都斤山

ifadesi yer alır. Metin, kağanın sürekli Dujin dağı/bölgesinde bulunduğunu söyler. Ardından otağın doğuya açıldığı belirtilir:

牙帳東開

ve bunun güneşin doğduğu yöne saygıyla ilişkili olduğu açıklanır. S4

Benzer bilgiler Bei Shi tarafından da aktarılır. Bu iki tarih farklı kitaplar olsa da aynı erken bilgi geleneğini büyük ölçüde paylaşır; dolayısıyla iki tamamen bağımsız gözlemmiş gibi sayılmamalıdır.

Sui Shu ise Shabolüe/Shetu Kağan’ın merkezini yine Dujin’le ilişkilendirir ve Batı Türk coğrafyasının doğu sınırını Dujin’e dayandırır. S4

Bu kayıtlar Türkçe yazıtlarla birlikte okunduğunda önemli bir örtüşme ortaya çıkar:

Ötüken/Dujin hem Türkçe hem Çin kaynaklarında kağanlığın merkezî coğrafyası olarak görünür.

Bununla birlikte Çin transkripsiyonlarının her yüzyılda aynı coğrafi ölçeği gösterdiğini varsaymamalıyız. Erken Dujin kaydı kağanın merkezî dağ/bölgesini işaret ederken, Tang dönemindeki Yudujun/Wudejian biçimleri farklı siyasî aktörlerin aynı geniş merkezî coğrafya içindeki odaklarını tarif edebilir. S4; S5

Başka bir deyişle, adın tarih içinde devam etmesi “her kaynak tam olarak aynı küçük noktayı gösteriyor” anlamına gelmez.

Atalar mağarası ile Ötüken aynı şey mi?

Çin kaynağı yıllık bir atalar mağarası ritüelinden de söz eder. Ancak burada dikkatli olmak gerekir.

Popüler anlatılarda bu bilgi bazen doğrudan “Ötüken’deki kutsal mağara” şeklinde sunulur. Oysa kaynakta kağanın Dujin’de oturması ile atalar mağarası ritüeli aynı siyasî dünyanın parçalarıdır; mağaranın Ötüken’in tek merkez zirvesi olduğu söylenmez. S4

Aynı şekilde beşinci ay ortasındaki gök ritüeli için metin:

五月中旬集他人水拜祭天神

ifadesini kullanır. Yani toplantı 他人水 adlı bir su/akarsu çevresinde anlatılır. Bazı modern araştırmacılar bu adı Tamir Nehri ile eşleştirir. Fakat bu, filolojik-coğrafi bir özdeşleştirme önerisidir; kaynak doğrudan “Tamir” demez. S4; S5

Bu nedenle MitAtlas şu cümleyi kullanmayacak:

“Türkler her Mayıs Ötüken Dağı’nın tepesinde göğe kurban sunardı.”

Kaynakların söylediği bundan daha karmaşıktır.


5. “Ötüken yış” ne demek?

Ötüken tartışmasının en zor kelimelerinden biri yıştır.

Türkçede uzun süre “Ötüken Ormanı” çevirisi yaygınlaşmıştır. Bu çevirinin güçlü bir filolojik zemini vardır; fakat konu bütünüyle kapanmış değildir.

Osman Fikri Sertkaya, runik metinlerdeki yıs / yış / yis / yiş biçimlerini ve çağdaş Türk lehçelerindeki akrabalarını karşılaştırır. Saha, Hakas, Şor ve Kırgız dillerindeki karşılıklar kelimenin “orman” alanıyla güçlü ilişkisini gösterir. S7

Gerard Clauson ise kelimeyi yalnız düz bir “forest” karşılığıyla değil, “mountain forest” alanında ele alır; ormanlı dağlık bölgeleri ve bunların içindeki çimenli vadileri kapsayan daha geniş bir peyzaj tanımı verir. S8

XI. yüzyıl Dîvânu Lugâti’t-Türk verisi ise meseleyi daha karmaşık hâle getirir. Yış bazı arazi terimleri içinde iniş/yamaç çevresinde görünür ve Clauson da Kâşgarlı’daki kayıtların karışık olduğunu belirtir. S8; S14

Modern araştırmacılar bu verileri farklı yönlerde geliştirmiştir.

Osman Karatay, kelimenin temel “orman” alanını kabul etmekle birlikte Ötüken özelinde daha geniş memleket/bölge işlevine genişleyebileceğini savunur. Kahar Barat ise yışı düz ova anlamındaki yazı ile karşılaştırarak yaşanabilir, otlatılabilir dağ yamacı veya dağlık otlak çevresinde yorumlar. S5; S9

Fatih Şengül çok daha farklı bir öneri getirir ve Ötükän Yıš ifadesini “Ötüken şehri/province” yönünde yeniden yorumlamaya çalışır. Bu ilginç bir akademik öneridir; fakat klasik filolojik çizginin yerine geçmiş bir konsensüs değildir. S10

Bu nedenle final metinde ilk kullanımda Ötüken yış biçimini korumak, ardından şu açıklamayı vermek daha güvenlidir:

Yış, klasik çalışmalarda çoğunlukla “orman, ormanlı dağ veya dağlık orman” alanında çevrilir; ancak kelimenin tam tarihî karşılığı ve Ötüken tamlamasındaki işlevi tartışmalıdır.


MİTATLAS · EDİTORYAL TASVİR Ormanlık sırtların açık çayır ve akarsu vadisiyle birleştiği yüksek arazi tasviri.
“Ötüken yış” ifadesinin orman, dağ ormanı ve ormanlı yüksek arazi arasında tartışılan anlam alanını betimleyen MitAtlas editoryal tasviri; belirli bir tarihî yeri teşhis etmez.

6. Ötüken adı nereden geliyor?

Yış nasıl tartışmalıysa, Ötüken adının etimolojisi de öyledir.

Erhan Aydın, adı Türkçe bir ötü- tabanı ve türetme ekleri üzerinden açıklamayı dener; ayrıca Türkçe Ötüken ile Moğolca Etügen / Ötügen biçimlerini karşılaştırır. S6

Bu Moğolca paralel yeni değildir. Vladimirtsov gibi erken araştırmacılar da Moğolca Etügen/Ötügenin “yer, yeryüzü, Yer Ana/yer tanrısı” çevresindeki kullanımlarıyla Türkçe yer adı arasında bağlantı kurmuştur. S12

Fakat iki dildeki biçim ve anlamların benzerliği, bunların doğrudan ve kesin biçimde aynı kelime olduğunu tek başına kanıtlamaz.

Başka açıklamalar da vardır.

Turgay Sebzecioğlu, Türkçe öt- “geçmek” fiilinden hareket ederek adı “geçitler / ana kapı” çevresinde açıklamayı önerir. S11

Fatih Şengül ise ötü unsurunu “eski” ve kän unsurunu “şehir” yönünde yorumlayarak “eski/antik şehir” açıklamasını öne sürer. S10

Bu kadar farklı ve birbirini dışlayan önerinin varlığı bize önemli bir şey söyler:

Ötüken adının etimolojisi çözülmüş değildir.

MitAtlas bu nedenle bir etimolojiyi “kelimenin gerçek anlamı” diye seçmeyecek; başlıca akademik açıklamaları ve bunların tartışmalı olduğunu göstermekle yetinecek.


7. Ötüken bugün neresi?

Bu soruya verilen cevap, araştırma tarihinin en tartışmalı alanlarından biridir.

Geniş Hangay modeli

Kahar Barat, 22 Türkçe ve 84 Çin kaydını bir araya getirdiği çalışmasında Ötüken’i tek bir dağdan çok Hangay dağlık sisteminin bütünü ile ilişkilendirir. S5

Bu yaklaşımın en güçlü dayanaklarından biri Uygur yazıtlarıdır. Eğer bir metin:

  • Ötüken’in ortasından,
  • kuzeyinden,
  • batı ucundan,
  • farklı nehir başlarından,
  • yaylak ve örginlerden

söz ediyorsa, tek bir zirve modeli giderek zorlaşır.

Bu nedenle bu makalenin kullandığı kanıtlar birlikte değerlendirildiğinde en güvenli üst ölçek:

Hangay–Orhon–Tamir sistemiyle ilişkili geniş merkezî coğrafya

olarak görünmektedir. Bu ifade, bütün araştırmacıların aynı sınırları kabul ettiği anlamına gelmez.

Otgon Tenger hipotezi

Erhan Aydın daha dar bir lokalizasyon önererek Ötüken’in günümüz Zavhan bölgesindeki Otgon/Otgon Tenger çevresinde aranması gerektiğini savunur. S6

Bu görüş özellikle tarihî yer adlarının modern toponimiyle ilişkisini ve Uygur yazıtlarında geçen bazı coğrafi unsurları değerlendirmeye çalışır.

Fakat geniş Hangay modeliyle tam olarak uyuşmaz. Taryat’taki “orta”, “kuzey” ve “batı uç” gibi ifadeler tek zirvenin çevresinden daha geniş bir saha izlenimi verir.

Khotont ve Uygur başkentinin çevresi

Tang dönemi Çin kayıtlarında Uygur merkezinin batısında Wudejian adlı dağlık alanın bulunması, bazı araştırmacıları bu adı Orhon Vadisi’nin batısındaki Khotont dağıyla ilişkilendirmeye yöneltmiştir. S5

Bu da yararlı bir lokalizasyon ipucudur; fakat:

Ötüken = Khotont

şeklinde mutlak eşitlik kurulamaz.

Khotont, geniş Ötüken sisteminin Uygur başkenti çevresinde görünen yerel bir yüzü veya sınırı olabilir.

Neden kesin sınır çizemiyoruz?

Çünkü tarihî kaynaklarımız modern coğrafya haritası gibi çalışmaz.

Bazıları:

  • dağ adı verir,
  • bazıları nehir başı,
  • bazıları “orta” veya “uç” der,
  • Çin metinleri farklı transkripsiyonlar kullanır,
  • yüzyıllar içinde aynı merkezî bölgenin siyasî odak noktası değişebilir.

Bu yüzden MitAtlas haritasında da Ötüken için sert bir modern sınır çizmek yerine, kanıtlanan kaynak noktalarını ve rakip lokalizasyon modellerini göstermek daha doğru olacaktır.


8. Uygurlar Ötüken’i nasıl kullandı?

Göktürklerden sonra Ötüken’in merkezî rolü ortadan kalkmaz.

Uygur Kağanlığı’nın Taryat/Terhin ve Şine Usu yazıtları, Ötüken’i çok daha ayrıntılı bir iç coğrafyayla anlatır.

Taryat: batı uç, orta ve kuzey

Taryat’ın batı yüzünde kağan, Ötüken’in batı ucunda ve Tez Nehri’nin başında örgin kurduğunu anlatır. Pasajın temel yapısında:

... ötük(e)n k(i)d(i)n uçınta t(e)z b(a)şınta örg(i)n ...

ifadeleri okunur. S2

Başka bir satırda:

ulu yılka ötük(e)n ortusınta ... y(a)yl(a)d(ı)m ...

yapısıyla Ötüken’in ortasında yazladığını söyler; aynı anlatı içinde örgin, çit/duvar ve bengü yazı ile ilişkili yapılar görünür. S2

Daha da önemlisi metinde Ötüken eli ifadesi geçer. Ötüken; Tegres, nehirler, vadiler ve tarlalarla birlikte geniş bir ülke/bölge dizisi içinde anılır. S2

Bir başka tarifte Ötüken’in kuzey tarafı ile batıdaki Tez başı ve doğudaki başka akarsu hatları yazlık coğrafyanın sınırlarını oluşturur.

Bu veriler, “Ötüken tek bir dağdır” iddiasına karşı en güçlü birincil kanıtlardan biridir.

Şine Usu: yazlık, kışlık ve örgin

Şine Usu, aynı hükümdarlık dünyasını daha ayrıntılı tarih anlatısı içinde sunar.

Metinde:

  • kışlama,
  • yazlama,
  • Tez başı,
  • örgin kurma,
  • çit/duvar yaptırma

aynı merkezî peyzajın parçaları olarak görünür. S3

Bu yüzden Ötüken’i yalnız bir “kutsal sembol” olarak okumak da yetersizdir.

Ötüken, fiilen yaşanan, hareket edilen, yazlanıp kışlanan ve siyasî merkezlerin kurulduğu gerçek bir peyzajdır.

TARİHÎ KAYNAK Ramstedt’in 1913 yayınında Şine Usu yazıt taşının dört yüzünü gösteren siyah beyaz levha.
Ramstedt’in 1913 tarihli yayınında Şine Usu yazıtının yüzlerini gösteren levha. Wikimedia Commons; kamu malı.

Manihaist Ötüken

Uygur döneminin dinî dönüşümü de bu coğrafyaya yansır.

Manihaist bir Eski Uygurca fragmanda:

ötükäntäki nom ulugı ...

ifadesi bulunur. Burada Ötüken’de bulunan “öğreti/din büyüğü”nden söz edilir. S13

Bu kayıt, Uygur döneminde Ötüken coğrafyasının Manihaist dinî örgütlenmeyle de ilişkilendirildiğini doğrudan gösterir.

Fakat bu bilgiyi VII–VIII. yüzyıl Göktürk dinî dünyasına geriye taşımamak gerekir. Bu, Uygur Kağanlığı’nın Manihaist dönemine ait daha sonraki bir katmandır.


9. Ötüken bir şehir miydi?

Bu soruya verilebilecek en güvenli cevap:

Ötüken’i bir şehir adı olarak tanımlamak için elimizde yeterli kanıt yoktur.

Eski Türkçe yazıtlar Ötüken’i şehir anlamındaki balık sözcüğüyle tanımlamaz. Tam tersine iç bölümlere, nehir başlarına, yaylaklara ve geniş bir ele sahip coğrafya dili kullanır.

Bu, erken Türk dünyasında şehir olmadığı anlamına gelmez.

Türk yazıtlarında balık sözcüğü bulunur; Çin kaynakları da çeşitli saray, merkez veya tahkimli yapılar hakkında bilgiler verir. Arkeoloji, bozkır devletlerinin yerleşik üretim ve şehirleşmeyle düşündüğümüzden daha karmaşık ilişkiler kurduğunu giderek daha açık biçimde göstermektedir.

Fakat bundan:

“Ötüken adlı Göktürk başkent şehri kesin olarak bulundu.”

sonucu çıkmaz.

Tsagaan Sum / Kök Ordu tartışması

Bazı araştırmacılar Orhon çevresindeki Tsagaan Sum adlı tahkimli alanı erken Türk dönemine tarihlemiş ve burayı “Kök Ordu” veya Ötüken’in şehir merkeziyle ilişkilendirmiştir.

Munire Hatamova bu önerileri değerlendirirken, arkeolojik raporların yayımlanma ve geniş akademik doğrulama sorunlarına dikkat çeker. S18

Dolayısıyla Tsagaan Sum ilginç bir adaydır; fakat final makalede kanıtlanmış Ötüken şehri olarak sunulmayacaktır.


10. Ordu-Balıq: Ötüken coğrafyasında gerçek bir Uygur kenti

Uygur dönemine geldiğimizde durum değişir.

Karabalgasun, tarihî adıyla Ordu-Balıq, gerçek bir büyük kenttir.

Alman Arkeoloji Enstitüsü ve Moğol ortaklarının yürüttüğü Orhon araştırmaları, kentin boyutlarını ve planını ayrıntılı biçimde ortaya koymuştur. 2018’de gerçekleştirilen geniş ölçekli drone ve fotogrametri çalışmaları sonucunda Karabalgasun’un şehir alanının yaklaşık 44 km² olduğu hesaplanmıştır. S17

Bu yalnız büyüklük açısından önemli değildir.

Araştırmacılar şehir planının basitçe Çin veya Soğd modellerinin kopyası olmadığını; bozkırdaki hareketli ordu/kamp düzeninin kalıcılaştırılmış bir biçimi olarak özgün bir bozkır kentleşmesi gösterdiğini savunur. S17

Sitadel kazılarında:

  • büyük yapay platform,
  • kapılar,
  • taş döşeli avlu,
  • kulevari yapı,
  • derin kuyu,
  • işlenmiş taş ve metal buluntular

gibi güç merkeziyle ilişkilendirilen unsurlar ortaya çıkarılmıştır.

Bu tablo bize önemli bir düzeltme yaptırır.

Göçebe veya hareketli siyasî gelenek ile kentleşme birbirinin mutlak karşıtı değildir.

Fakat başka bir aşırı sonuca da gitmemeliyiz:

Ordu-Balıq’ın varlığı, onun Göktürklerin aynı tek Ötüken şehrinin kesintisiz devamı olduğunu kanıtlamaz.

Daha güvenli ifade şudur:

Siyasî coğrafyada güçlü bir süreklilik vardır; tek bir şehirsel merkezde kesintisiz devamlılık aynı güçte kanıtlanmış değildir.


TARİHÎ KAYNAK Ordu-Balıq kalıntılarındaki toprak sur ve yükseltilerin geniş bozkır içindeki görünümü.
Ordu-Balıq/Khar Balgas kalıntıları. Fotoğraf: James A. Glazier / Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0. Düşük çözünürlüklü özgün dosya büyütülmeden kullanılmıştır.
TARİHÎ KAYNAK Heikel’in 1892 yayınında Karabalgasun dikilitaşı parçalarını bir araya getiren dikey rekonstrüksiyon levhası.
A. O. Heikel’in 1892 tarihli Karabalgasun dikilitaşı rekonstrüksiyon levhası. Bu bir saha fotoğrafı değil, yayımlanmış parçaları birleştiren tarihî bir çizimdir. Wikimedia Commons; kamu malı.

11. Ötüken kağanlıklardan sonra unutuldu mu?

Uygur Kağanlığı’nın 840’ta sona ermesiyle Ötüken adı bir anda tarih sahnesinden kaybolmaz.

Dîvânu Lugâti’t-Türk

XI. yüzyılda Kâşgarlı Mahmud Ötüken’i:

Tatar bozkırlarında, Uygur iline yakın bir yer

olarak tanımlar. Klasik Atalay baskısında kayıt I. cilt s. 138’dedir. S14

Bu tanım dikkat çekicidir.

VIII. yüzyıl yazıtlarındaki:

  • “il tutacak yer”,
  • kutsal merkez,
  • kağanın oturacağı coğrafya

dilinin yerine artık daha çok coğrafi hafıza görürüz.

Bu, Ötüken’in unutulmadığını; fakat tarihî işlevinin değiştiğini gösterir.

TARİHÎ KAYNAK Dîvânu Lugâti’t-Türk yazma nüshasında korunan renkli dairesel dünya haritası.
Dîvânu Lugâti’t-Türk’ün bilinen yazma nüshasında korunan dairesel dünya haritası. Wikimedia Commons; kamu malı. Harita, modern ölçekli bir coğrafya haritası olarak okunmamalıdır.

Kutadgu Bilig ve “Ötüken begi”

Yusuf Has Hâcib iki yerde “Ötüken begi”nin sözlerine başvurur.

KB 1962

negü tir eşitgil ötüken begi sınap sözlemiş sözni yetrüp ögi

Arat’ın aktarımında, tecrübeli ve sözünü düşünerek söyleyen Ötüken beyinin sözünün dinlenmesi istenir. S15

KB 2682’de de Ötüken beyi yeniden bir hikmet otoritesi olarak anılır. S15

Bu kişinin kim olduğu bilinmez.

Erdem Uçar’ın özel olarak “Ötüken begi” ifadesini inceleyen çalışması da figürü belirli bir tarihî kişiyle kesin biçimde özdeşleştirmez; Yusuf Has Hâcib’in bu otoriteyi yazılı bir kaynaktan değil, sözlü gelenekten devralmış olabileceği ihtimalini değerlendirir. S15

Onu doğrudan Bilge Kağan veya başka belirli bir tarihî hükümdarla eşitlemek için yeterli kanıt yoktur. Bu nedenle “Ötüken begi” burada bir tarihî kimlik tespitinden çok, eski siyasî-hikemî hafızanın olası izi olarak tutulacaktır.

Güvenli sonuç şudur:

XI. yüzyıl Karahanlı dünyasında Ötüken adı yalnız coğrafi değil, eski siyasî otorite ve hikmet çağrışımı da taşıyabiliyordu.

Cüveynî ve Ordu-Balıq’ın hatırası

XIII. yüzyılda Cüveynî, Karakurum çevresindeki eski Uygur başkentinin kalıntılarını Ordu-Balıq adıyla aktarır. S19

Bu, doğrudan “Ötüken” kelimesinin XIII. yüzyıldaki kullanımı değildir. Fakat aynı merkezî Orhon coğrafyasındaki Uygur siyasî kentinin tarihî hafızasının yaşamaya devam ettiğini gösterir.


12. Neyi biliyoruz, neyi bilmiyoruz?

Ötüken konusunda farklı türde kanıtlarımız var ve bunların hepsi aynı kesinlik düzeyinde değildir.

Güçlü biçimde bildiklerimiz

  • Ötüken erken Türkçe yazıtlarda doğrudan kayıtlıdır. S1
  • Kağanın Ötüken’de oturması siyasî istikrarla ilişkilendirilir. S1
  • Ötüken “il tutulacak yer” olarak tanımlanır. S1
  • ïduq ötükän yïš ifadesi, Ötüken’in kutsal niteliğini doğrudan belgeler. S1
  • Çin kaynakları Dujin/Ötüken’i kağan otağıyla ilişkilendirir. S4
  • Uygur Taryat ve Şine Usu yazıtları Ötüken’in geniş iç coğrafyasını açıkça gösterir. S2; S3
  • Uygur döneminde Manihaist dinî hiyerarşi içinde ötükäntäki kaydı vardır. S13
  • Ordu-Balıq/Karabalgasun Uygur döneminde gerçek büyük bir şehirdir. S17
  • Ötüken adı XI. yüzyılda DLT ve Kutadgu Bilig’de yaşamaya devam eder. S14; S15

Güçlü fakat modern sentez gerektirenler

  • Ötüken’in geniş Hangay–Orhon–Tamir sistemiyle eşlenmesi. S5; S16
  • Ötüken’in kutsal, siyasî ve stratejik işlevlerinin aynı coğrafyada birleşmesi.
  • Göktürk ve Uygur dönemleri arasında merkezî siyasî coğrafya sürekliliği.

Tartışmalı olanlar

  • Ötüken’in modern haritadaki kesin sınırları.
  • Otgon Tenger’in Ötüken’in çekirdeği olması. S6
  • Khotont’un belirli Çin kayıtlarındaki Wudejian ile tam eşitliği. S5
  • Yışın her bağlamdaki tek modern karşılığı. S7; S8; S9; S10
  • Ötüken adının etimolojisi. S6; S10; S11; S12
  • Tsagaan Sum’un doğrudan Ötüken’in Göktürk başkenti olması. S18
  • Çin kaynağındaki 他人水 adının kesin olarak Tamir Nehri olması.

Kesin tarihî gerçek diye söylemeyeceklerimiz

  • Ötüken yalnız tek bir dağdır.
  • Ötüken yalnız tek bir ormandır.
  • Ötüken bir şehir adıdır.
  • Ötüken doğrudan bir tanrı/tanrıçanın adıdır.
  • Türkler her Mayıs Ötüken Dağı’nın tepesinde aynı ritüeli yapardı.
  • Atalar mağarası Ötüken’in tek kutsal merkezidir.
  • Moğolca Etügen ile Türkçe Ötüken’in özdeşliği kesin olarak çözülmüştür.
  • Uygur Ordu-Balıq, Göktürklerin aynı başkent şehrinin kesintisiz devamıdır.

Sonuç: Bir dağdan daha fazlası

Ötüken’i yalnız “Türklerin kutsal dağı” olarak tanımlamak kolaydır. Ancak erken metinler bu tanımın içine sığmaz.

Tonyukuk’ta Ötüken, Türk siyasî topluluğunun yeniden yöneldiği merkezdir.

Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarında kağanın burada oturması ülkenin devamıyla ilişkilidir; Ötüken “il tutulacak yer” ve aynı zamanda ïduq, yani kutsal bir coğrafyadır.

Çin kayıtlarında Dujin, kağan otağının bulunduğu merkez olarak görünür; aynı tarihî çevrede atalar, gök ritüelleri ve başka kutsal dağlar hakkında bilgiler bulunur.

Uygur yazıtlarında ise Ötüken’in ortası, kuzeyi ve batı ucu vardır. Kağan burada yazlar, kışlar ve örgin kurar. Manihaist Uygur dünyasında Ötüken’de bir din büyüğünün bulunduğundan söz edilir. Daha sonra aynı geniş Orhon peyzajında Ordu-Balıq gibi büyük bir kent ortaya çıkar.

XI. yüzyılda Kâşgarlı Ötüken’i artık uzak bir coğrafi yer olarak kaydederken Yusuf Has Hâcib “Ötüken begi”ni eski bir hikmet otoritesi gibi konuşturur.

Bu uzun tarih bize tek bir tanımdan daha değerli bir sonuç sunar:

Ötüken, erken Türk dünyasında merkez fikrinin gerçek bir coğrafyayla birleştiği çok katmanlı bir imparatorluk peyzajıdır.

Dağları, vadileri, nehirleri, yaylakları, kağan örginleri, kutsal alanları ve daha sonraki kentleri aynı tarihî coğrafyanın farklı parçaları olabilir.

Bu nedenle Ötüken’i anlamanın en güvenli yolu, onu modern haritada tek bir noktaya hapsetmek değil; kaynakların tarif ettiği geniş coğrafyayı ve bu coğrafyanın yüzyıllar boyunca değişen işlevlerini birlikte izlemektir.


Kaynaklar ve erişim notu

S1. Talat Tekin. Orhon Yazıtları. İstanbul: Simurg, 1998, 2. bs. Tonyukuk, Kül Tigin ve Bilge Kağan’daki Ötüken pasajlarının temel metin/çeviri hattı.

S2. Talât Tekin. “Kuzey Moğolistan’da Yeni Bir Uygur Anıtı: Taryat (Terhin) Kitabesi.” Belleten 46/184 (1982): 795–838. DOI: 10.37879/ttkbelleten.1135223. Ötüken’in batı ucu, ortası, kuzeyi, Tez başı ve örgin bağlamları için.

S3. Erhan Aydın. Şine Usu Yazıtı. Çorum: KaraM, 2007; ayrıca Takao Moriyasu vd., “Šine-Usu Inscription from the Uighur Period in Mongolia: Revised Text, Translation and Commentaries”, Studies on the Inner Asian Languages 24 (2009), 1–92. Şine Usu’nun yaylak/kışlak, örgin ve coğrafya verileri için.

S4. Zhou Shu 周書 50; Bei Shi 北史 99; Sui Shu 隋書 84; ayrıca Tang dönemi ilgili kronik/derlemeleri. Dujin/Yudujun/Wudejian, kağan otağı, ritüel ve sınır kayıtları için.

S5. Kahar Barat. “Some Thoughts on Ötükän.” Journal of Old Turkic Studies 2/2 (2018): 7–25. DOI: 10.35236/jots.427326. 22 Türkçe ve 84 Çin kaydının coğrafi sentezi; geniş Hangay modeli.

S6. Erhan Aydın. “Ötüken Adı ve Yeri Üzerine Düşünceler.” Turkish Studies 2/4 (2007): 1262–1270. DOI: 10.7827/TurkishStudies.234. Otgon/Otgon Tenger lokalizasyonu ve adın morfolojisi için.

S7. Osman Fikri Sertkaya. “Yıs (Yış?)/Yis/Yis/Yiş Kelimesi ve Akrabaları Üzerine.” Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi 13 (2003): 1–10. yışın runik biçimleri ve çağdaş Türk dilleri karşılıkları için.

S8. Gerard Clauson. An Etymological Dictionary of Pre-Thirteenth-Century Turkish. Oxford: Clarendon Press, 1972, yïš, s. 976. mountain forest ve tarihî sözlük verisi.

S9. Osman Karatay. “Ötüken Yış: Dağ, Orman ve Ülke.” Omeljan Pritsak Armağanı, 2007, 131–139. yışın Ötüken bağlamında geniş coğrafi işlevi üzerine modern yorum.

S10. Fatih Şengül. “Reinterpretation of Ötükän Yıš Expression in Orkhon Inscriptions.” Journal of Old Turkic Studies 5/2 (2021): 393–402. DOI: 10.35236/jots.964822. Alternatif “şehir/province” yorumu.

S11. Turgay Sebzecioğlu. “Ötüken Sözcüğünün Etimolojisi Üzerine Bir Sav: Geçitler ya da Ana Kapı.” The Journal of Social Sciences 2/2 (2015): 44–52. DOI: 10.16990/SOBIDER.41. Alternatif “geçitler/ana kapı” etimolojisi.

S12. B. Ya. Vladimirtsov. “Eski Türkçedeki Ötüken Yiş Kelimesi Üzerine.” Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi 10/1 (2010): 207–210 [1929 çalışmasının Türkçe aktarımı]. Türkçe Ötüken–Moğolca Etügen/Ötügen karşılaştırması.

S13. Hatice Şirin. “Şine Us ve Karabalgasun Yazıtları Üzerine.” Çukurova Üniversitesi Türkoloji Araştırmaları Dergisi 7/2 (2022): 811–830. DOI: 10.32321/cutad.1161152. U 168 / T.II.D.173 a2 V° içindeki ötükäntäki nom ulugı Manihaist kayıt için.

S14. Kâşgarlı Mahmud. Dîvânu Lugâti’t-Türk, Ahmet Bican Ercilasun–Ziyat Akkoyunlu yay.; klasik Atalay çevirisi I/138. XI. yüzyıl Ötüken yer adı ve coğrafi hafızası için.

S15. Yusuf Has Hâcib. Kutadgu Bilig, Reşid Rahmeti Arat metin/çeviri; ayrıca Erdem Uçar (2018), “Kutadgu Bilig’de Geçen Ötüken Begi Üzerine Bazı Tespitler”, Dede Korkut 7/17: 106–114, DOI: 10.25068/dedekorkut250. Beyit 1962 ve 2682, Ötüken begi ve figürün kimliği hakkındaki modern tartışma.

S16. UNESCO World Heritage Centre. “Orkhon Valley Cultural Landscape.” World Heritage List, no. 1081rev; 2004’te Dünya Mirası Listesi’ne alınmıştır. Orhon Vadisi’nin uzun dönemli siyasî, ticari, kültürel ve dinî peyzajı için.

S17. Christina Franken, Hendrik Rohland, Marco Block-Berlitz, Tumurochir Batbayar & Ulambayar Erdenebat. “Remote Sensing of Large-Scale Areas at the Urban Sites of the Mongolian Orkhon Valley Using Low-Cost Drones. Preliminary Results and Some Thoughts on the Urban Layout of the Uyghur Capital Qara Balǧasun.” Journal of Global Archaeology (2020): 1–28. DOI: 10.34780/joga.v2020i0.1012. Karabalgasun’un yaklaşık 44 km² kent planı ve bozkır urbanizmi için.

S18. Munire Hatamova. “Ötüken.” Genel Türk Tarihi Araştırmaları Dergisi 2/4 (2020): 321–332. Ötüken lokalizasyonu, erken şehir tartışması ve Tsagaan Sum/Kök Ordu hipotezinin sınırları için.

S19. Toshio Hayashi. “Karabalgasun i. The Site.” Encyclopaedia Iranica (2010); Juvayni, History of the World Conqueror, John A. Boyle çevirisi. Ordu-Balıq/Karabalgasun ve sonraki tarihî hafıza için.

MitAtlas yöntem notu: Birincil yazıt, Çin kroniği, XI. yüzyıl sözlük/edebî kaynak, arkeolojik veri ve modern filolojik/tarihî coğrafya teorisi aynı kanıt düzeyinde değildir. Bu makalede doğrudan tarihî kayıt, modern lokalizasyon ve etimolojik hipotez mümkün olduğunca birbirinden ayrılmıştır.