Kısa cevap
Yuğ, eski Türkçe kaynaklarda ölüm sonrasındaki yas ve anma bağlamında geçen bir kavramdır. Kül Tigin’in kaydı ölüm, yoğ töreni ve anma yapılarının tamamlanmasını ayrı tarihlere yerleştirir. Daha sonraki sözlüklerdeki yemek açıklaması aynı dönemin belgesi değildir; bütün Türk toplulukları için değişmez bir tören tarifi vermez.
Birinin ölüm tarihi, ardından düzenlenen törenin tarihi ve onun için hazırlanan anıtın tarihi aynı olmak zorunda değildir. Kül Tigin'in kaydı, yuğ törenini anlamak için bu ayrımı yapabileceğimiz somut bir başlangıç sunar. Böylece bozkırda geçen etkileyici bir sahnenin ötesine geçer; yasın hangi kelimelerle, hangi belgelerle ve hangi sınırlar içinde anlatılabildiğine bakarız.
Yuğ, eski Türkçe kaynaklarda ölüm sonrasındaki yas ve anma bağlamında karşımıza çıkan bir kavramdır. Ancak tek kelimeden, bütün Türk topluluklarının aynı töreni uyguladığı sonucuna ulaşamayız. Bu rehberin odağı erken Orhon kayıtlarıdır; daha sonraki sözlük ve yerel araştırmalar, ayrı dönemlerin tanıkları olarak ele alınır.
Yuğ ne demek? Önce kelimeyi bağlamına yerleştirelim
Yuğ hakkında en işe yarar ilk soru “Törende hangi fantastik olay yaşanıyordu?” değil, “Bu kelime hangi kayıtta, hangi olay için kullanılıyor?” sorusudur. Kül Tigin'in ölümünü anlatan kayıtta yoğ, tarih verilerek anılan bir yas törenidir. Modern yayınlarda yuğ, yoğ ve yog gibi yazımlarla karşılaşabilirsiniz; okuduğunuz çalışmanın aktarım tercihine dikkat etmek gerekir. Taşağıl'ın yazıt değerlendirmesi, s. 408

Bu yazıda yuğ töreni ifadesini yas ve anma bağlamı için kullanıyoruz. Bu, cenaze işlemlerinin tamamını ayrıntılarıyla bildiğimiz anlamına gelmez. Adını bildiğimiz bir tören ile bütün aşamalarını izleyebildiğimiz bir tören aynı şey değildir.
Kelimeyi yalnız “ölüyü gömmek” diye düşünürsek anmayı gözden kaçırabiliriz. Yalnız “ölü için verilen yemek” diye düşünürsek bu kez farklı kaynakların kapsadığı anlamları daraltabiliriz. Önce örneğin tarihini, sonra metnin neyi söylediğini belirlemek daha güvenli bir yoldur.
Kül Tigin örneği: ölüm, tören ve anıt aynı tarih değil
Ahmet Taşağıl'ın Kül Tigin yazıtı incelemesinde ölüm 731'e, yoğ töreni aynı yılın dokuzuncu ayının yirmi yedisine bağlanır; bark, tasvirler ve yazıtın tamamlanması ise 732'de kaydedilir. Burada verilen ay numarası eski takvim kaydına aittir; günümüzün Eylül ayıyla doğrudan eşitlenmemelidir. Taşağıl, s. 408–409

731: ölüm → 731: yas töreni → 732: anma yapılarının tamamlanması.
Bu kısa sıra bize çok şey öğretir; ama her şeyi öğretmez. Ölüm ve anma tarihini ayırabiliyoruz. Buna karşılık bu sıra tek başına defin biçimini, her katılımcının görevini veya törenin bütün hareketlerini göstermez. Bilinmeyen boşlukları etkileyici ayrıntılarla doldurmak, hikâyeyi daha canlı fakat bilgiyi daha güvensiz yapar.
Bir sonraki okumada “yuğ ne zaman yapılırdı?” sorusunu da bu dikkatle ele almak gerekir. Kül Tigin için tarihlenmiş bir örneğimiz olması, bütün topluluklar ve bütün yüzyıllar için değişmez bir bekleme süresi bildiğimiz anlamına gelmez.
Yazıtta ölümün dili: çeviriler neden farklı olabilir?
Bir yazıtı okumak yalnız taşın üzerindeki işaretleri görmek değildir. Ses değerleri, kelime bölünmesi ve cümlenin kuruluşu üzerinde de çalışmak gerekir. Celalettin Bulut Bostan'ın Kül Tigin yazıtının kuzey yüzündeki 10. satırı ele alan araştırması, aynı ibarenin farklı okuma ve anlamlandırmalarını yan yana gösterir. Özellikle yasar, yaşar ve aysar okumalarıyla Öd Teŋri ifadesinin yorumu üzerinde görüş ayrılıkları bulunur. Bostan, s. 121–125

Bu nedenle tek bir çeviriyi alıp, oradan tartışmasız ve ayrıntılı bir “zaman tanrısı” portresi çıkarmıyoruz. Araştırmanın gösterdiği okuma seçenekleri, metnin ölüm üzerine düşüncesini hangi sözlerle anlattığımızı etkiler.
Okuyucu için pratik bir kontrol var: İnternette karşınıza çıkan bir yazıt alıntısında eser adı, yüz ve satır, çevirmen ya da yayın bilgisi var mı? Yoksa güzel görünen bir cümle henüz güvenilir bir alıntı değildir. Şüphe metni değersizleştirmez; metne ulaşma yolumuzu görünür kılar.
Anma mekânını okumak: taş, yazı ve bozkır
Yasın izini yalnız kelimelerde aramayız. Osman F. Sertkaya'nın Orhon araştırmalarını değerlendiren çalışması, Kül Tigin külliyesinde 1958'de Lumír Jísl başkanlığında yapılan kazıları ve bulunan yazıt parçalarını kaydeder. Böyle bir buluntu, olayın anlatısını maddi izlerle birlikte düşünmemizi sağlar. Sertkaya, Kül Tigin bengü taşı bölümü

UNESCO'nun Orhon Vadisi kaydı da bu alanı tek bir döneme ait boş bir dekor olarak değil, farklı dönemlerin kalıntılarını barındıran bir kültürel peyzaj olarak tanımlar. UNESCO Dünya Mirası kaydı
Bu ayrım görsellere bakarken de önemlidir. Bir taşın görünüşü, üzerindeki metin ve bulunduğu yer ayrı bilgi alanlarıdır. Bir fotoğrafın açıklamasını okurken “Neresi?”, “Hangi nesne?” ve “Ne zaman?” sorularını sormalıyız. Bir sahne çizimi ise atmosferi anlatabilir; kazı fotoğrafının veya belge taramasının yerine geçmez.
Orhon çevresini daha geniş bir tarihsel bağlamda okumak için Ötüken ve kutsal yurt kavramına bakabilirsiniz. İki konu arasında coğrafya ve hafıza üzerinden bir okuma ilişkisi kuruyoruz; bütün anma yerlerini aynı kutsal merkezle özdeşleştirmiyoruz.
Yuğ aşı ve sonraki kayıtlar: benzerlik, özdeşlik değildir
Kâşgarlı Mahmud'un Dîvânü lugāti't-Türk'ü on birinci yüzyılın dil ve kültürüne ait bir kaynaktır; sekizinci yüzyıl Orhon yazıtıyla aynı dönemin belgesi değildir. Mustafa S. Kaçalin'in eser incelemesi bu tarihsel ve dilsel çerçeveyi açıklar. TDV İslâm Ansiklopedisi, Dîvânü Lugāti't-Türk

Ömer Saraç, yuğ kelimesinin sözlükte defin sonrasında verilen yemekle ilişkilendirilen açıklamasını Besim Atalay çevirisinden aktarır. Buradaki sözlük bilgisi, Saraç aracılığıyla kullanılan dolaylı bir aktarımdır; özgün yazmanın bu maddesini doğrudan okuyup çevirdiğimiz iddia edilmiyor. Saraç, s. 240, özellikle dipnot 5
Saraç'ın asıl araştırma konusu Samsun'daki ölüm gelenekleri ve Kovid-19 döneminde yaşanan değişimlerdir. Bu modern yerel gözlem, insanların anma uygulamalarının değişebildiğini gösteren ayrı bir araştırma bağlamıdır; erken Göktürk törenini yeniden kuran bir kayıt değildir. Saraç, s. 238
Bir yemek, bir anma veya benzer bir söz bize karşılaştırma yapma fırsatı verir. Fakat “Benziyor” demekle “Aynı uygulama hiç değişmeden sürdü” demek arasındaki mesafeyi kapatmak için ayrıca kanıt gerekir. Kaynakların arasındaki yüzyılları atlayarak o mesafeyi yok saymıyoruz.
Yuğ hakkında ne biliyoruz, nerede durmalıyız?
Bu rehberden çıkacak en önemli fikir, bilgiyi tarihinden ayırmamaktır. Bir törenin adı, onun hakkında sınırsız bilgi sahibi olduğumuz anlamına gelmez. Bir erken kayıt, sonraki sözlük ve modern saha araştırması birlikte okunabilir; fakat biri diğerinin yerine konuşamaz.

Yuğ hakkında bir anlatıyla karşılaştığınızda dört küçük kontrol yapabilirsiniz:
- Anlatılan topluluk ve dönem belli mi?
- İddia yazıttan mı, sonraki bir gelenekten mi, araştırmacının yorumundan mı geliyor?
- Çeviri ve kaynak yeri belirtilmiş mi?
- Görsel tarihî belgenin kendisi mi, anlatıyı açıklayan çağdaş bir tasvir mi?
Yuğ töreni, Erlik'e yapılan bir ayin olarak anlatılabilir mi?
Bu yazıda kullandığımız Kül Tigin kaydı, böyle bir tanımlama kurmamız için yeterli değildir. Erlik'in Altay kaynaklarındaki anlatıları ayrı bir okuma yoludur. Konuların ölüm etrafında kesişmesi, kaynaklarının birbirinin yerine kullanılabileceği anlamına gelmez.
Bütün eski Türkler için tek bir yuğ tarifi var mı?
Buradaki sınırlı kayıt kümesiyle böyle bir ortak tarif veremeyiz. Her ayrıntıyı kendi belgesi ve tarihiyle değerlendirmek gerekir; makale bir tören uygulama kılavuzu değildir.
Buradan sonra ne okunabilir?
Türk mitolojisi ana rehberi geniş çerçeveyi; evren ve inanç içerikleri ise ilişkili araştırmaları sunar. Böylece yuğu tek başına gizemli bir ayin olarak bırakmadan, kaynakları birbirine karıştırmadan daha geniş bir okuma kurabiliriz.
Kaynakça ve okuma notu
Kaynaklara erişim: 8 Ekim 2026. Aşağıdakilerden ilgili bölümler kullanıldı; bütün kitapların veya özgün yazmaların doğrudan incelendiği iddia edilmiyor.
- Ahmet Taşağıl, “Köl Tigin Yazıtının Çince Yüzü Hakkında”, Belleten 68/252 (2004), 403–422. DOI: 10.37879/belleten.2004.403.
- Celalettin Bulut Bostan, “Kül Tėgin Yazıtı Kuzey 10. Satırdaki Öd Teŋri RSY Kişi Oglı Kop Ölgeli Törümiş İbaresi Üzerine”, Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 32/1 (2023), yayımlanan künyede 121–131. DOI: 10.35379/cusosbil.1218399.
- Osman F. Sertkaya, “Köl Tigin'in Ölümünün 1250. Yıl Dönümü Dolayısı ile Moğolistan Halk Cumhuriyeti'ndeki Köktürk Harfli Metinler Üzerinde Yapılan Arkeolojik ve Filolojik Çalışmalara Toplu Bir Bakış”, Belleten 47/185 (1983), 67–86. DOI: 10.37879/belleten.1983.67.
- Ömer Saraç, “Samsun Folklorunda Ölüm ve Kovid-19 Salgını”, Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 50 (2021), 237–276. DOI: 10.17120/omuifd.903272.
- Mustafa S. Kaçalin, “Dîvânü Lugāti't-Türk”, TDV İslâm Ansiklopedisi (1994).
- UNESCO Dünya Mirası Merkezi, “Orkhon Valley Cultural Landscape”, tanım ve kültürel peyzaj kaydı.



